MUHASEBENİN TEMEL KAVRAMLARI

 

Muhasebe işlemleri ve olayları kaydederken belirli prensiplere uyar. Böylece, muhasebe ıuygulamaları belirli kurallara dayanmış ve uygulamada ortaya çıkabilecek bazı karışıklıklar önlenmiş olur. Mu­hasebenin temel kavramları ve prensipleri Amerikan Yeminli Hesap Uzmanları Enstitüsü'nün Muhasebe Prensipleri Kurulunun yayınladığı bültenlerde yer almıştır. Muhasebenin temel kavramları muhasebe bilgisinin bir esasa dayanmasını, bu bilgiyi kullananlara sağlıklı, tu­tarlı ve karşılaştırılabilir bilgi sunulmasını sağlar.

 

            Temel muhasebe kavramları şu şekilde sıralanmışiır.

 

            a.         Sosyal Sorumluluk Kavramı

b.        Kişilik kavramı         

c.         İşletmenin sürekliliği kavramı         

d.        Para ölçüsü (parayla ölçülme) kavramı    

e.        Dönemsellik kavramı          

f.          Maliyet esası kavramı         

g.        Objektif belge (tarafsızlık ve belgelendirme) kavramı

h.         Tutarlılık kavramı      

i.          Muhafazakarlık (ihtiyatlılık) kavramı           

j.          Tam açıklama kavramı       

k.         Önemlilik kavramı    

I.          Özün önceliği kavramı        

 

İlk beş kavram işletme ile ilgili olup, işletme ile muhasebe fonk- siyonları arasındaki ilişkiyi kurar. Bunlara temel varsayımlar da den- mektedir.        Temel muhasebe kavramlarının son yedisi ise tamamen muhasebe kayıt düzeni ve rapodama tekniği ile ilgili kavramlardır.           

 

Sosyal sorumluluk kavramı; muhasebenin ahlaklı, adaletli ve tarafsız olması gerektiğini, işletmeyle ilgili çeşitli gruplara (hissedarlar, çalışanlar, müşteriler, satıcılar, tüketiciler, devlet) gerçek ve doğru bilgileri eksiksiz ve tarafsız bir şekilde sunması gerektiğini ifade eder.

 

Kişilik kavramı; işletmenin işletme sahiplerinden ve üçüncü şahıslardan ayrı bir kişiliğe âahip olduğunu buna bağlı olarakta işletmeye konan varlıkların işletmenin kişiliğine ait olduğunu kabul eder.             Kişilik kavramı sebebiyle işletme sahiplerince işletmeye konan sermaye işletmenin kişiliğine ait olmakta buna karşılık, işletme konan sermaye kadar işletme sahiplerine borçlanmaktadır. Işletme sahiplerinin kişisel işlemleri bu kavram sebebiyle işletmenin kâr ve zararını etkilemez.

 

İşletmenin sürekliliği kavramında işletmenin belirsiz bir süre faa­liyetine devam edeceği varsayılmaktadır. Böylece belirli süreler so­nunda işletmenin tasfiyesi, düşünülmemekte ve işletme varlıklarını piyasa değeri ile değerleme probleminden kaçınılmaktadır. Ancak günümüzde enflasyon muhasebesinin uygulanması ile bu kavramın kabul ediliş sebepleri geçerliliğini.kaybetmiştir.

 

Para ölçüsü kavramı, muhasebenin işletme faaliyetlerini kayde­derken standart bir ölçü birimi ile itade etmesi gerektiğini açıklar. Bu 8lçü birimi muhasebenin uygulandığı üilkenin para birimidir. Para öl­çüsü kavramı para biriminin değerinde zamanla bir değişme olma­dığını kabul eder. Para biriminin satınalma gücü sabittir. Bu kavramın kabul ettiği para biriminin satın alma gücünün değişmediği varsayımı günümüzde geçerliliğini kaybetmiştir. Enflasyon muhasebesinde pa­ra birimi ile ifade edilen işlemler bugünkü satınalma gücünü ifade edecek katsayılarla çarpılarak güncel değerler haline getirilmektedir.

 

Dönemsellik kavramı, işletmenin faaliyetlerinin neticesinin görüle­bilmesi için kabul edilmiştir. Böylece, genellikle bir takvim yılı olan muhasebe dönemi itibariyle işletme faaliyetleri değerlendirilerek işlet­menin kairı veya zararı hesaplanır. Muhasebe dönemi başında bütün hesapların açılması ve muhasebe dönemi sonunda bütün hesapların kapatılması bu kavram sebebiyledir. Her muhasebe dönemi başında bir önceki dönem sonunda kapatılmış hesapların yeniden açılması işletmenin devamlılığı kavramını kayıtlar üzerinde yerine getirmiş ol­maktadır.Muhasebe dönemi bazı özel durumlarda bir takvim yılından az veya çok olabilir.

 

Maliyet kavramı işletmeye alınan kıymetlerin yapılan harcamala­rın ve sağlanan gelirlerin elde edildikleri tutarlarla kaydedilmesini itade eder. Bu kavram vasıtasıyla uygulamada ortaya çıkabilecek işletme faaliyetlerinin kaydedilmesi ile ilgili karışıklıklar önlenmiştir. Bu kavram da günümüzde geçerliliğini kaybetmişttr. Gelişmiş ülke­lerde işletme değerlerinin maliyet değeri ile olan girişleri dönem son­larında güncel değerlerine göre düzeltilmektedir.

 

Objektif belge kavramı, işlemler ve olaylar muhasebe detterlerine kaydedilirken mutlaka bir müsbet belgeye dayandırılması gerektiğini belirtir. İşletme faaliyetleri objektif bir belgeye dayandırılırken belge­nin gerçek ve geçerli olması, belge üzerindeki rakamlarla defter kayıtlarının uyuşması gerekmektedir.

 

Tutarlılık kavramı, muhasebe kayıt ve raporlama sisteminin yıllar boyunca tutarlı bir şekilde uygulanması gerektiğini ifade eder. Bu kavramın uygulanması ile işletmenin farklı dönemlerdeki mali tablola­n arasında, aynı sektördeki işletmelerin mali tabloları arasında tutarlı­lık bulunacaktır. Şüphesiz gelişen ve değişen şartlar karşısında işlet­melerin hesap planları ve raporlama teknikleri bu değişikliklere ce­vap verecek esnekliğe sahip olarak hazırlanmaktadır.

 

Muhafazakarlık kavramı, temkinli, ihtiyatlı olma şeklinde açıklan­mıştır. İşletmenin karşılaştığı veya karşılaşabileceği zararlar için karşılık ayırmasını, gelecekteki gelişmesini sağlayabilmesi için karın bir kısmını dağıtmayarak ihtiyat (yedek akçe) olarak ayırmasını ifade eder.

 

Tam açıklama kavramı ise mali tabloların işletmeye ait bütün olayları tam ve detaylı olarak göstermesi gerektiğine işaret eder. Açıklanması gereken bilgiler, işletmenin mevcut durumu ile ilgili bilgi­ler ve gelecekte gerçekleşmesi ihtimal dahilinde olan olaylarla ilgili bilgiler olarak gruplandırılabilir. İşletmenin mevcut durumu ile ilgili bil­gilere mali tablolardaki bilgiler, ipotekli veya rehinli değerler, kullanı­mı şarta bağlı paialar, vadesi geçmiş borç ve alacklar örnek göste­rilebilir. Gelecekte gerçekleşmesi mümkün olaylarla ilgili bilgilere de, henüz karara bağlanmamış davalar, stokların ve iştiraklerin piyasa değerindeki düşüşler, örnek olarak gösterilebilir. İşletmeler, mali tab­lolarda yer almayan ancak işletme ile ilgili karar alıcıların kararlarını etkileyecek bilgiteri mali tabloların dip notlarında belirtmelidirler.

 

Önemlilik kavramı, bir hesap kalemi veya mali bir olayın nlsbi ağırlık veya değerinin finansal analizlerde veya alınacak kararlarda etkili olacak düzeyde olması durumunda bu hesap veya fınansal olayların mali tablolarda yeralması gerektiğini ifade eder.

 

Özün önceliği kavramına göre, işlemlerin muhasebeye yansıtıl­masında ve onlara ilişkin değerlemelerin yapılmasında, işlemlerin bi­çimleri ile özleri arasında farklılık çıkarsa biçimlerinden çok özlerine öncelik verilmesi gerekmektedir.

 

Kavramların işletmeler açısından geçerliliği bulunmadığı veya ortadan kalktığı durumlarda bu husus mali tabloların eklerinde belir­tilir.