Maddi Duran Varlıkların Değerlemesi

 

Maddi duran yarlıklar arsa ve araziler, binalar, makina ve tesisat­lar, arazi üstü tertipler, tesisler, demirbaşlar, taşıt araçları gibi fiziki değerlerdir.

 

Maddi duran varlıklar satın alındıkları maliyet bedelleri ile, işletme tarafından imal ettirildiklerinde imal bedelleri üzerinden aktifleştiril­mektedir. Hizmet ömürleri boyunca da Maliye Bakanlığının belirttiği ölçüler çerçevesinde gidere kaydedilerek, diğer bir ifade ile, amortis­mana tabi tutularak yenilenmeleri için fon yaratılmaktadır.

 

Maddi duran varlıkların değerlemesinde iki husus önem kazan­maktadır. Bu hususlardan biri duran varlığın iktisadi değerinin (ma­liyet bedelinin) tesbit edilmesi; diğeri ise, duran varlığın aşınma, yıp­ranma ve değer kaybını ifade eden amortisman payının hesaplanmasıdır.

 

1) Ticaret hukukuna göre maddi duran varlıkların değerlemesi

 

TTK'na göre şahıs işletmelerinde maddi duran varlıkların değerlemesi 75. maddenin genel hükümleri çerçevesinde düşünülmekte­dir. Bu durumda, maddi duran varlıklar işletme için haiz oldukları de­ğer üzerinden değerlendirilirler.

 

Sermaye şirketlerinde ise, TTK'nun 460. maddesinde maddi du­ran varlıkların gereğine göre uygun tenzilatlar (amortisman) yapıldık­tan sonra en fazia maliyet değerleri üzerinden değerlenebileceği be­Ilrtildiğinden maliyet bedeli en üst sınır olmaktadır. TTK'nda maliyet bedelinin nasıl belirleneceği açıklanmamıştır. Genel muhasebe pren­sipleri ve VUK çerçeveslnde maliyet bedeli belirlenebilir. Genellikle maddi duran varlıklar işletme tarafından kullanılır hale gelinceye ka­dar yapılan masraflar maliyet bedeline dahil edilir.

 

TTK hükümlerine göre duran varlıkların maliyet bedelinden daha düşük bir değerle mali tablolalarda gösterilmesi mümkündür. TTK'nda tenzilat olarak tanımlanan amortismanların ne şekilde belirleneceği açılanmamıştır. 460. maddede "halin icabına göre mü­nasip olan tenzilatın" yapılabileceğinin ifade edilmesi ticari bilançolar­da amortisman tutarının mükelleflerce istendiği şekilde tesbit edile­ceğini belirtir.

 

Teoride maddi duran varlıkların amortisman paylarının hesaplan­masında kullanılan yöntemler çok çeşitlidir.

 

Vergi mevzuatına göre duran varlıkların değerlemesi

 

VUK'un 269. maddesine göre işletmeye dahil gayrimenkuller maliyet bedeli ile değerlenir. Gayrimenkul ifadesi taşınmaz ve bulun­duğu yerde kullanılan arsa ve araziler, binalar, arazi üstü tertipler, te­sisler, yer altı yapıları gibi değerleri açıklar. Bunıınla beraber,.VUK­'nun aynı maddesi gayri menkullerin tamamlayıcı parçalarının ve te­ferruatının, tesisat ve makinelerin, gemiler ve diğer taşıtların ve gayri­maddi hakların da gayrimenkuller gibi değerleneceğini belirtmiştir. VUK bu kıymetlerin tam olarak kapsamını ve açıklamasını yapma­mıştır.

 

VUK'nun 270. maddesi gayrimenkullerde maliyet bedeline, satın­alma bedelinden başka aşağıdaki giderlerin dahil olacağını belirt­miştir.

 

(i)                 Makina ve tesisatta gümrük vergileri, nakliye ve montaj gider­leri,

(ii)               Mevcut bir binanın satın. alınarak yıkılmasından ve arsanın tesviyesinden doğan giderler.

 

Aynı madde hükmü ayrıca, noter, tapu, mahkeme, kıymet takdiri, komisyon ve tellaliye giderleri ile Emlak Alım ve Taşıt Alım Vergileri­nin matiyet bedeline dahil edilmesinin mükellefin isteğine bağlı ol­duğunu, mükellef isterse maliyet bedeline dahil edebileceğini, iste­mezse doğrudan doğruya gidere kaydedebileceğini açıklamıştır.

 

İşletmelere ait binek otomobillerin alış vesikalarında gösterilen KDV indirilemeyen KDV olarak kabul edilmiştir. Her ne kadar indirile­meyen KDV'lerin mükelleflerce maliyete dahil edilebileceği veya doğ­rudan gidere yazılabileceği belirtilmiş ise de Maliye Heşap uzmanları Kurulu otomobillerin KDV'lerinin maliyete dahil edilmesi gerektiği gö­rüşündedir.

 

VUK'nun 271. maddesine göre, inşa edilen binalarda ve gemi­lerde, imal edilen makine ve tesisatta, bunların inşa ve imal giderleri, satınalma bedeli (maliyet bedeli) yerine geçer.

 

İnşa ettirilen binalarda, bina inşaat vergileri emlak alım vergileri gibi istenirse inşa ettirilen binanın maliyet bedeline dahil edilebilir veya doğrudan doğruya gidere yazılabilir.

 

Eğer inşa ettirilecek binanın yerinde işletmeye dahil eski bir bina varsa bu binanın yıkım masrafları yukarıda belirttiğimiz gibi yeni bi­nanın maliyet bedeline dahil edilecektir. Yıktırılan eski binanın henüz itfa edilmemiş değeri mevcut ise, bu bakiye net defter değerin de Maliye Bakanlığının görüşü ve Danıştay 4. Dairesinin kararlarına göre yeni gayrimenkulün maliyet bedeline dahil edilmesi gerekir.

 

Yıktırılan binanın yıkıntı değerlerinin satılması veya yenl binada kullanılması durumunda elde edilen değer eski binanın itfa edilme­miş net detter değerinden fazla ise aradaki fark mali kazancın tesbi­tinde vergiye tabi bir gelir olması gerekir.

 

Danıştay 4. Dairesinin 1986 yılında aldığı bir kararda eğer inşaa­tın maliyet bedeli VUK hükümlerine göre tesbit edilemezse VUK'nun 289. madde hükmü uyarınca vergi değeri esas alıriır.

 

 

Faiz Giderleri

 

Gayrimenkullerin iktisabında kullanılan kredilerin faizinin maliyet­lere dahil edilip edilmeyeceği tartışma konusudur.

 

VUK'na göre değerleme bilanço gününde yapıldığırıda ve değer­leme ölçüsü kabul edilen maliyet bedelinin dönem sonunda tesbiti gerekeceğinden sabit varlığın aktife girdiği dönemin sonuna kadar gerçekleşen kredi faizlerinin, akreditif faiz ve komisyonlarının da satınalma bedelinin bir mütemimim cüzü olarak maliyet bedeline da­hil edilmesi gerekir.

 

Bu sebeple, vergi idaresi satınalınan, imal veya inşa edilen gayri­menkullerde satınalınma tarihi ile o' dönemin sonuna kadar veya imal veya inşa'başlarıgıç tarihi ile imalatın veya inşaatın tamamlanıp gay­rimenkulün aktife girdiği dönemin sonuna kadar gerçekleşen faiz gi­derlerinin maliyet bedeline dahil edilmesi gerektiği gdrüşünü benim­semiştir.

 

Danıştay 4. Dairesinin kararları da sabit varlığın aktifleştirildiği dönemin sonuna kadar gerçekleşen ve kesin olarak bilinen faizleri­nin maliyete intikali şeklindedir.

 

Danıştay 3. Dairesinin 1984 yılında aldığı bir kararda Turistik Te­sis inşaası için Turizm Bankasından alınan kredi faizlerinin tesis maliyetine ilave edilerek tesisi ile birlikte amortismana tabi tutulması gerektiği belirtilmiştir.

 

Ancak, uygulamada daha çok genel muhasebe prensipleri çer­çevesinde faizlerin bir finansman masrafı olarak kabul edilip doğru­dan doğruya gidere kaydedildiği görülmektedir.

 

Sabit varlığın aktifleştirildiği dönemden sonraki dönemler ortaya çıkan faiz giderlerinin maliyete ilave edilmesi maliyet bedelini değiştireceğinden amortisman paylarının hesabını da karmaşık hale getire­cektir. Bu sebeple daha sonraki dönemlerde ortaya çıkan faiz gider­lerini doğrudan doğruya sonuç hesaplarına yazılması uygun olur. Bununla beraber, daha önce de bellirtiğimiz gibi değerleme işlemi dönemsonunda yapıldığından sabit varlığın aktifleştirildiği dönem gerçekleşen faiz giderleri ister ödenmiş ister tahakkuk etmiş olsun kesin olarak biliniyorsa. maliyete ilave edilmelidir.

 

Sabit varlıkların aktifleştirildikleri dönemden sonra ortaya çıkacak olan faizlerin kredinin belli itfa planına bağlı olarak hesaplanıp sabit varlığın aktifleştirildiği dönem topluca maliyete dahil edilmesi hatalı­dır. Bu şekilde bir uygulama, kredinin vadesi ile sabit varlığın amor­tisman süresinin eşit olmaması durumunda tahmini ve hatalı bir ma­liyet ortaya çıkaracaktır.

 

Ancak, VUK 163. nolu genel tebliğine ve Maliye Bakanlığının 1993 yılındaki bir müktezasına göre iktisadi kıymetlerin aktifleştirildiği hesap dönemi sonuna kadar ödenmek ve tahakkuk etmek suretiyle kesinleşmiş olan finansman giderlerinin sabit kıymetlerin maliyetine dahil edilerek o yıl aktifleştirilmesi zorunludur. Sabit aktifin aktifleştirll­diği hesap döneminden sonraki dönemlerde tahâkkuk edecek fi­nansman giderlerinin sabit aktifin maliyet bedeline dahil ederek aktif­leştirmek veya tahakkuk ettiği dönem gider yazmak konusunda her­hangi bir zorunluk bulunmamaktadır.

 

Sabit varlığın aktifleştirildiği dönemden sonra ortaya çıkan ger­çekleşmiş kredi faiz masraflarını mükellef gidere yazmakta veya ma­Iiyete dahil etmekte serbesttir. Maliyete dahil edildiğinde maliyet be­delinin ve amortisman uygulamasının karmaşık hale geleceği şüphe­sizdir.

 

Danıştay da gayrimenkullerin iktisabi için bankadan alınan kredi­lere ödenen faizlerin doğrudan gider yazılabileceğini kabul etmiştir.

 

 

 

Kur Farkları

 

Gayrimenkullerin iktisabında kullanılan döviz kredileri ile ilgili kur farklarının 104 nolu VUK genel tebliğinde, hangi dönemde meydana gelirlerse gelsinler her hesap dönemi sonunda sabit varlığın maliyet bedeli ile ilgilendirilip amortisman hesaplarını değiştirme zorluğu ya­ratması, yatırımcı işletmelere büyük bir külfet yüklemesi sebebiyle 121 nolu VUK Genel Tebliği ile yeniden ele alınarak düzenlenmiştir.

 

121 nolu VUK Genel Tebliğine göre, para değerindeki dalgalan­malar ve serbest kur tatbikatı sebebiyle meydana gelen kur farkları­nın maliyet bedeli yerine ilgili yılın netice hesaplarına intikal ettirilme­si uygun görülmüştür. Bununla beraber, aynı tebliğ, dileyen mükel­İeflerin kur farklarını 104 nolu genel tebliğe göre işleme tabi tutabile­ceklerini de belirtmiştir.

 

(i)           Yatırımların fınansmanında kullanılan kredilerle ilgili faizlerden kuruluş dönemine ait olanların sabit kıymetle birlikte amortisman yo­luyla itfa edilmek üzere yatırım maliyetine eklenmesi gerektiği, işletme dönemine ait olanların ise ilgili bulundukları yıllarda doğru­dan gider yazılabileceği ya da maliyete intikal ettirilmek suretiyle amortismana tabi tutulabileceği,

(ii)         Döviz kredisi kullanılarak yurt dışından sabit kıymet ithal edil­mesi sırasında veya sonradan bu kıymetlere ilişkin borç taksitlerinin değerlemesi dolayısıyle ortaya çıkan kur farklarından sabit kıymetin iktlsap edildiği dönemin sonuna kadar olanların kıymetin maliyetine eklenmesinin zorunlu olduğu, aynı kıymetle ilgili olarak söz konusu dönemden sonra ortaya çıkan kur farklarının ise ait oldukları yıllarda doğrudan gider yazılabileceği veya maliyete intikal ettirllerek amortis­man konusu yapılabileceğl belirtilmiştir.

 

Bu durumda kur farkları ile ilgili en uygun davranış, sabit varlığın aktife girdiği dönemde tahakkuk eden kur farkının maliyete dahil edilmesl daha sonraki dönemlerde ortaya çıkan kur farklarının ise doğrudan gldere yazılmasıdır.

 

Yabancı kaynaklı kredi ile iktisap edilen gayrlmenkulun aktife gir­dlğl dönemsonuna kadar ortaya çıkan kur farklarının sabit varlıgın maliyet bedeline ilave edilmesi zorunludur.

 

Sabit varlığın aktife glrdiği dönemden sonra ortaya çıkan kur farklarının mallyet bedeline ilave edilmesi durumunda sabit varlığın yeni amortisman payı, sabit varlığın kur farkının çıktığı dönem so­nundaki net defter değerine kur farkının ilave edilmesi ve bulunan bu tutarın kalan itfa süresine bölünmesi ile hesaplanır.

 

Kur farkının ortaya çıktığı dönem sabit varlığın tamamen itfa edil­miş olması diğer bir ifade ile sabit varlığın net defter değerinin sıfır olması durumunda kur farkı doğrudan gidere kaydedilir.

 

163 ve 187 seri numaralı GVK Genel Tebliğinde Yatırım finansmanında kullanılan kredilerle ilgili faiz ve kur farklarının kuruluş dönemine ait olanlarının aktifleştirilerek yatırımın maliyetine ilave edilmesi ve amortisman yoluyla giderleştirilmesi gerektiği belirtilmiştir. İşletme dönemine ait faiz ve kur farklarının doğrudan gider yazılması veya maliyete intikal ettirilmek suretiyle amortismana tabi tutulması mükellefin tercihine bırakılmıştır. Yatırım konusu iktisadi kıymetlerin aktife alındığı dönem ortaya çıkan faiz giderleri ve kur farkları yatırımın maliyetine girdiğinden yatırım indiriminden faydalanır ve yeniden değerlemeye tabi tutulabilir.

 

 

Destekleme Primleri

 

VUK'na göre iktisadi kıymetlerin maliyet bedelinin tesbitinde fiili maliyet esas alınmıştır. VUK'nun 176 nolu genel tebliğine de teşvik belgeli yatırımlar dolayısıyla yatırımcı adına tahakkuk. ettirilen destek­leme primleri sabit yatırımların maliyet bedelini azaltıcı bir unsur ol­duğundan, mükelleflerce bu primler tahakkuk ettirildikleri tarihte ger­çekleştirilmiş olan sabit yatırımların maliyet bedelinden indirilmesi ge­rektiği belirtilmiştir.

 

Bu durumda, sabit kıymetin maliyet bedeli sabit yatırımın toplam bedelinden alınan primin düşülmesi ile bulunan değer olmaktadır. Mükellefler bu net değer üzerinden sabit kıymeti aktife kaydedecek­ler ve amortisman ayıracaklardır. Yatırım indiriminden de yine bu değere göre istifade edeceklerdir.

 

Ancak, isteyen mükellefler tahakkuk eden destekleme primlerini sabit aktifin maliyet bedelinden düşmeden doğrudan doğruya gelir olarak da yazabilirler.

 

Destekleme priminin tahakkuk tarihi bu primlerin T.C. Merkez Bankasınca yatırımcı kuruluşa ödenebilir hale geldiği tarihtir. Üç aylık süre içinde ödenemeyen primlere tahakkuk edecek faiz hasılat ola­rak yazılır.

 

 

Maliyete dahil edilecek giderler

 

VUK'nun 272. maddesi gayrimenkullerin iktisabından sonra on­larla ilgili olarak yapılan harcamaların hangilerinin maliyet bedeline dahil edileceğini açıklamıştır.

 

Bu maddeye göre, normal bakım, tamir ve temizleme giderleri dışında gayrimenkulü genişletmek veya iktisadi kıymetini devamlı olarak artırmak amacıyla yapılan giderler maliyet bedeline ilave edilir.

 

Bir geminin iktisap tarihindeki süratini fazlalaştırmak, yolcu ve eşya yükleme ve barındırma tertibatını genişletmek veya değiştirmek suretiyle iktisadi kıymetini devamlı olarak artıran giderlere, bir motor­lu kara nakil vasıtasının kasa veya moturunun yenisi ile değiştirilmesi veya alımından mevcut olmayan bir tertibatın eklenmesi için yapılan harcamalar sabit varlığın maliyet bedeline eklenmesi gereken gider­ler olarak aynı maddede örnek gösterilmiştir.

 

Bu durumda sabit varlıkla ilgili bir harcamanın maliyet bedeline dahil edilebilmesi için;

 

(i)                 Yapılan harcamanın normal bakım, tamir ve temizleme gider­leri, diğer bir ifade ile, sabit varlığın normal fonksiyonu devam ettire­bilmesi için gerekli normal harcamaların dışında olması,

(ii)               Yapılan harcamanın sabit varlığı genişletmek veya iktisadi kıy­metini devamlı olarak artırmak amacı ile yapılmış olması gerekir. Danıştay kararlarında, nakil vasıtalarının normal tamiri, kaporta onarımı, döşeme yapılması, boyatılması, elektrik donanımının tamiri, oto yedek parçaları için yapılan harcamaların normal tamir bakım gi­deri olduğu maliyet bedeline dahil edilmemesi gerektiği açıklanmıştır.

 

VUK'nuıı 272. maddesine göre sabit varlıklar için yapılan giderler hem tamir, hem de kıymet artışı ile ilgili giderlerden meydana geldiği zaman mükellef bu giderlerden maliyet bedeline eklenecek kısmı göstermek zorundadır.

 

Buna karşılık, kaza sonucu büyük ölçüde hasara uğrayan nakil vasıtasının eski haline getirilmesi, eskimiş bir aracın kasa ve motoru­nun değiştirilmesi, motor aksamının yenilenmesi, gayrimenkullere ilave bölümlerin yapılması, gemi makinasının değiştirilmesi ilave motor takılması gibi sabit varlığın normal tamir, bakımı dışında hiz­met ömrünü uzatan, iktisadi kıymetini artıran harcamaların maliyet bedeline dahil edilip amortismana tabi tutulması gerektiği yine Da­nıştay kararİarında belirtilmiştir.

 

VUK'nun 272. maddesinde sabit varlığın alımında mevcut ol­mayan yeni bir tertibatın eklenmesi için yapılan harcamaların maliyet bedeline dahil edileceği belirtilmekle beraber, Danıştay 4. Dairesinin bazı kararlarında binalara sonradan ilave edilen kalorifer, asansör; havalandırma ve benzeri tesisatlarınn binadan ayrı aktifleştirilip bina­nın amortisman süre ve nisbetinden farklı olarak amortismana tabi tutulacağı açıklanmıştır. Uygulamanın da bu şekilde yapılması en doğru yoldur. Yine, Danıştay 13. Dairesinin 1975 yılında aldığı bir ka­rarda iktisadi kıymeti artırıcı nitelikte olan ilavelerin ayrıca amortisma­na tabi tutulması gerektiği belirtilmiştir.

 

 

Maliyet bedeli bilinmeyen maddi duran varlıklar

 

İşletmeye dahil edilen bazı duran varlıkların maliyet bedelinin bi­linmemesi işletmeye blr maliyet yüklememiş olması durumunda bu gibi sabit varlıkların değerlemesi VUK'nun 289. madde hükümlerine göre yapılır.

 

VUK'nun 289. maddesinde maliyet bedeli ile değerlenemeyen sabit varlıklardan bina ve arazinin vergi değeri ile diğerlerinin varsa borsa rayici, yoksa mukayyet değerleri, o da yoksa emsal bedeli ile değerlenir. Sabit varlıklarda borsa rayici söz konusu olmadığından ve bu gibi değerlerin mukayyet değerleri de bulunmadığından bina ve arazi dışında maliyeti bllinmeyen sabit varlıklar emsal bedeli ile değerlerür.

 

VUK'nun 268. maddesine göre vergi değeri, bina ve arazinin rayiç bedelidir.

 

Emsal bedeli ise, takdir komisyonu tarafından takdir edilir. Türkiye'de faallyette bulunan dar mükellefiyete tabi yabancı ku­ruluşların buradaki faaliyetleri sırasında geçici bir süre için yurt dışın­dan getirerek işletmeye dahil ettikleri sabit varlıklar da VUK'nun 289. maddesi hükmü çerçevesinde emsal bedeli ile değerlenlr.

 

İşletmelere sermaye olarak konulan sabit varlıkların Ticaret Mah­kemesi tarafından tesbit edilen değerleri, değerleme açısından, vergi uygulamalarında kabul edllmektedir.

 

Bu gibi sabit varlıklar şlrketlere sermaye olarak konulurken ikti­sap mallyetinden birikmiş amortlsmanlarının düşülmesiyle bulunan net detter değeri üzerinden devredilirler. Böylece, daha önce amor­tismana tabi tutulmuş blr sabit varlığın tekrar amortismana tabl tutul­ması önlenmlş olmaktadır.

 

Ancak, Tlcaret Mahkemesi tarafından tesbit edllen değer net def­ter değerinin üzerinde olabilir. Bu durumda, tesblt edllen değer üze­rinden girlş yapılıp, amortlsman uygulaması yapılacaktır.

 

Danıştay 4. Dairesinin bu konu Ile Ilglll kararlarında, daha önce amortismana tabi tutulmuş sabit varlıkların değerlendirilerek başka bir işletmeye devredilmesl durumunda yeni Işletmede amörtlsmana ~tabi tutulablleceğl belirtllmlştir. Adl ortaklığa, ortaklar tarafından ser­maye olarak konulan gayrimenkul, menkul ve demlrbaşlar şlrket var­lığına dahll ortaklık malı olmakta, kullanılmış olsalar da amortismana tabi tutulurlar.

 

VUK'nun geçici 5. maddesine göre, ticari, zirai veya mesleki ka­zançları dolayısıyla yeniden gelir vergisine girecek veya basit usulden gerçek usule geçecek olan mükelleflerin veya öteden beri faaliyete devam eden serbest meslek erbabının amortismana tabi iktisadi kıy­metleri maliyet bedeli, maliyet bedeli bilinmiyorsa bizzat kendilerince alış tarihindeki rayice göre tahmin olunacak bedel ile değerlenir. Bu kıymetlerin alış tarihleri ile mükellefiyete giriş veya gerçek usule geçiş tarihi arasındaki yıllara ait amortismanlar tutarı bu değerden düşülür ve bakiyesinin amortismanına devam olunur.

 

Yeniden gelir vergisine girişte veya basit usulden gerçek usule geçişte amortismana tabi sabit varlıklarının değerinin maliyet bede­line göre, eğer maliyet bedeli bilinmiyorsa alış tarihindeki rayice göre mükellef tarafından bizzat tesbit edileceği belirtilmiş oluyor.

 

Mûkellefçe tahmin olunan değerin fazla hesaplandığı tesbit edl­lirse bundan dolayı mükellef adına ceza kesilmez.

 

Gerçek usulde gelir vergisi mükellefi olanlar, ilk defa gerçek usule geçecek olanların şahıs işletmelerine ve adi ortaklıklara devret­tikleri amortismana tabi sabit varlıklarını VUK'nun genel hûkümlerine göre değerlerler.

 

Diğer bir ifade ile, maliyet bedeli bilinenler maliyet bedeli ile ma­liyet bedeli bilinmeyen sabit varlıklardan bina ve araziler vergi değeri ile, diğerleri de emsal bedeli ile değerlendirilir.

 

Daha önce başka bir işletmenin aktifinde bulunan bir sabit varlık başka bir işletmeye devredilirken emsal bedeli ûzerlnden çıkış yapı­lırsa yeni Işletme için de bu emsal bedeli maliyet bedeli olmaktadır.

 

 

Eğer, sabit aktif daha önce bir işletmenin aktifinde kayıtlı bulun­mamış ve sahibi tarafından bir işletmeye devredilmemiş ise, bu sa­bit varlığın sahibi tarafından maliyet bedelinln blllnmediği gerekçesi ile emsal bedeli üzerinden değerlenmesi her zaman için mümkün­dür. Ancak, blna, arazi, gibi bazı değerlerln malilyet bedellerinin vergi idaresl tarafından mükellefin vermiş olduğu beyannamelerden tesbiti imkanı vardır. Bu gibl değerler devredilirken mükellef tarafından ma­Iiyet bedelinden birikmiş amortismanları düşülerek net değerler üze­rlnden değerlenmesl uygun olur.

 

 

Arsa Maliyeti

 

İşletme arsası üzerlne yapılan blnaların maliyetine arsanın ma-. Iiyet bedeli dahll edillr,  Blnanın dalre daire satılması hallnde dönem sonunda satılmayan dairelerin maliyet değeri, binanın toplam maliyet bedelinin bütün (satılan ve satılmayan) dairelerin kullanılabilir alanları toplamına bölünmesi ile bulunan m2 maliyet üzerinden hesaplanır.

 

Arsanın maliyet bedeli bilinmiyorsa vergi değeri ile değerlenerek binanın  maliyetine dahil edillir.

 

İşletmeye ait olmayan arsa üzerine daire karşılığı yapılan inşaa­tta, binanın maliyetine arsanın maliyeti dahil edilirken, arsanın maliyet fiyatı arsa sahibine verilen daire veya dairelerin toplam maliyeti ola­rak hesaplanır.

 

 

Demirbaşlar

 

VUK demirbaşların değerlemesini ayrı olarak ele almıştır. 273. maddede alet, edevat, mefruşat ve demirbaş eşyanın maliyet bedeli ile değerleneceği belirtilmiştir. Aynı maddeye göre, bunların maliyet bedeline giren giderler,  satın alma bedelinden başka nakİiye ve ko­misyon gibi özel giderlerdir.

 

İmal edilen alet, edevat, mefruşat ve demirbaşlarda imal giderleri satınalma bedeli yerine geçer.

 

VUK'nun 262. maddesinde belirtilen maliyet bedeli tanımı ve kapsamının demirbaşlar için de uygulanacağı açıktır. Faiz ve akreditif masraflarının da bunların maliyetine dahil edilmesi gerekecek ve uy­gulama yukarıda belirtilen şakilde olacaktır.

 

VUK'nun 313. maddesinin son paragrafı değeri 350 milyon TL.sını (2003 yılı için) aşmayan peştemallıklar ile alet, edevat, mefruşat ve demirbaşların amortismana tabi tutulmayarak doğrudan doğruya gider yazılabile­ceğini, iktisadi ve teknik bakımdan bütünlük arzedenlerde bu haddin topluca dikkate alınacağını açıklamıştır.

 

Bu durumda dileyen mükellefler değeri 350 milyon TL.'nin altında olan demirbaşlarını aktifleştirerek amortismana tabi tutmak yerlne doğrudan doğruya gidere yazabilirler.

 

Ancak, iktisadi ve teknik bakımdan bir bütünlük arzeden demir­başların tek tek değeri 350 milyon TL.nın altında olsa bile doğrudan gidere yazılamaz. Bunların tümünün toplam değeri 350 milyon TL.nın. altında olması durumunda istenirse gidere yazılabilir.

 

İktisadi ve teknik bakımdan bütünlük oluşturmanın anlamı, belli bir fonksiyonun etrafında toplanma ve fonksiyonu birbirini tamamlaya­rak yerine getirme olarak kabul edilmektedir.

 

Danıştayın bu konuda vermiş olduğu kararlarda okul, öğrenci yurdu, otel, lokanta, sinema gibi çatal, kaşık, bıçak, karyola, dolap, raf, yer döşemeleri şeklindeki demirbaşların iktisadi ve teknik bir bütünlük arzettiği bu sebeple bunların herbirinin belirtilen ­haddin altında olmasına rağmen amortismana tabi tutulması gerek­tiği ifade edilmiştir.

 

Şüphesiz, iş yerlerindeki birbirini tamamlayan yer döşemesi, vit­rin, ışıklı dolap, raf aydınlatma tesisatı gibi demirbaşlarla ilgili harca­malar da aynı mahiyettedir.

 

Maliyet bedeli bilinmeyen demirbaşlar da aynı şekilde VUK'nun 289. maddesine göre emsal bedeli ile değerlenir. Emsal bedeli takdir komisyonu tarafından tesbit edilir.

 

Canlı Hayvanlar

 

Zirai işletmelerde sabit varlık niteliğinde bulunan hayvanlar VUK'nun 277. maddesine göre maliyet bedeli ile değerlenirler. Maliyet bedelinin tesbiti mümkün olmadığı durumda emsal bedeli uygulanır.

 

Daha önce de belirtildiği gibi, buradaki emsal bedeli zirai kazanç komisyonlarınca işletmenin bulunduğu mahale göre tesbit edilmiş olan ortalama maliyet bedelidir.

 

Ticari işletmelerde maliyet bedeli bilinmeyen hayvanların emsal bedeli takdir komisyonunca belirlenirken, zirai işletmelerdeki hayvan­Iarın emsal bedeli zirai kazanç komisyonlarınca tesbit edilmektedir.

 

 

Amortisman  Yöntemleri

 

VUK amortisman yöntemlerini şu şekilde gruplamıştır :

 

(i)         Arsa ve arazide amortisman

(ii)       Normal (düz) amortisman

(iii)     Azalan bakiyeler usulüyla amortisman

(i)           Madenlerde amortisman

(ii)         Fevkalâde amortisman