DEĞERLEMENİN TANIMI

 

Değerleme envanter işleminin ikinci aşamasını oluşturmaktadır. Bir işletmenin iktisadi kıymetlerinin belli bir tarihteki değerlerinin para ile ifadesine değerleme denmektedir.

 

TTK'nun 75. maddesinde ilgililerin, işletmenin iktisadi ve mali du­rumu hakkında mümkün olduğu kadar doğru bir fikir edinebilmeleri için envanter ve bilançoların ticari esaslar gereğince eksiksiz, açık ve kolay anlaşılır bir şekilde memleket parasına göre tanzim edilmesi gerektiği belirtilmiştir.

 

VUK'nun 258. maddesi değerlemeyi, vergi matrahının hesaplan­masıyla ilgili iktisadi kıymetlerin takdir ve tesbiti olarak tanımlamıştır. Bu durumda, değerleme bir takdir ve tesbit işlemi olmaktadır. Değer­lemede, iktisadi kıymetlerin vergi kanunlarında gösterilen gün ve za­manlarda sahip oldukları kıymetler esas tutulur ve iktisadi kıymetler değerlenirken her biri tek başına hesaplanır. Aynı cinsten sayılan malları ve düşük kıymetli çeşitli eşyayı toplu olarak değerlemek uy­gun olur.

 

İşletmelerin bilançoları, envanterde gösterilen kıymetlerin tasnifli ve karşılıklı olarak değerleri itibariyle tertiplenmiş bir özeti olduğun­dan ve değerleme vergi matrahının tesbitinde önemli rol oynadığın­dan işletme ile menfaat ilişkisi bulunan çeşitli kişi ve grupları değer­leme işlemi yakından ilgilendirir. Bu sebeple değerlemeyi mümkün olduğu kadar objektif esaslara bağlama gereği ortaya çıkmıştır. TTK, VUK, Borçlar Kanunu ve Icra İflas Kanunu gibi kanunlar bu amaca uygun olarak değerleme ile ilgili düzenleyici ve sınırlayıcı hükümler getirmiştir.

TTK, işletme ile ilişkisi bulunan üçüncü şahısların hak ve men­faatlerinin korunması ve kamuya doğru bilgi aktarılmasının sağlan­ması için değerleme ölçülerinin tavanını belirlemiştir.

 

Buna karşılık, VUK ise vergilemede eşitlik ve adalet ilkelerini ve vergi alacağının güven altına alınmasını sağlamak için değerleme öl­çülerinin tabanını belirlemiştir.

 

TTK'nun 75. maddesi, bütün aktiflerinin en çok bilanço gününde işletme için haiz oldukları değer üzerinden kaydolacaklarını; borsada kote edilen mal ve kıymetlerin o günün borsa rayicine göre ve tahsil edilemeyen ve ihtilâflı bulunanlar müstesna olmak üzere bütün ala­cakların da itibari değerlerine göre hesap edileceğini; pasiflerin, bü­tün borçların şarta bağlı veya vadeli olsa bile itibari değerler üzerin­den hesaba geçirileceğini açıklamıştır.

 

TTK'nun bu maddesi ticari işletmeler (şahıs işletmeleri ve ticaret şirketleri) için değerleme ölçü ve ilkelerini genel olarak ele almıştır. Aynı kanunun 458-464. maddeleri sermaye şirketleri için özel bazı değerleme ilke ve ölçüleri getirmiştir.

 

TTK'nun 458. maddesi ile Anonim Şirketlerin gizli yedek akçe ayırmaları durumunda aktiflerin bilanço günündeki kıymetlerden da­ha aşağı bir kıymetle bilançoya konması suretiyle veya başka suretle bu imkanı sağlayabilmelerine izin verilmiştir. İşletmede devamlı ola­rak kullanılan sabit aktifler, hammaddeler, işlenmiş ve yarı işlenmiş eşya, mal ve satılık diğer mallar en fazla maliyet değerleri üzerinden bilançoya geçirilebilirler: Eğer bu malların maliyet değeri bilançonun tanzimi tarihinde cari fiyattan fazla ise bunlar bilançoya en fazla cari değer. (piyasa fiyatı) üzerinden kaydedilir.

 

TTK'nun 462. maddesine gSre, borsa rayici bulunan kıymetli evrak ençok bilanço gününden bir ay öncesine ait müddet içindeki ortalama rayiçle, borsada rayici olmayan kıymetli evrak, faiz, temettü gibi gelirler ve kıymetlerindeki herhangi bir azalma nazara alınmak suretiyle ve maliyet kıymetlerini geçmemek üzere bilançoya kaydolu­nurlar.

 

Aynı kununun, 463. maddesi, öz sermaye hesaplarının defter değerleri üzerinden bilançoya geçirileceğini, 464. maddesl ise, şirket tarafından çıkarılan tahvillerin itfa değerleri üzerinden tek kalem ola­rak pasif tablosunda yer alacağını belirtir.

 

Görüldüğü gibi, TTK şahıs işletmeleri için daha esnek davranmış aktiflerin değerlenmesinde işletme için haiz oldukları değeri esas ka­bul etmiştir. Alacak ve borçlarla ilgili olarak da itibari değeri getir­miştir. Bununla beraber, sermaye şirketlerinin değerleme uygulama­ları için sınırlayıcı ve emredici hükümler ortaya koymuştur.

 

VUK değerleme uygulamasında TTK kadar esnek davran­mamıştır. İktisadi kıymetlerin hangi şartlar altında hangi değerleme ölçüleri ile değerleneceğini açıklamıştır. Değerleme ölçüsü bu kanun­da yazılı olmayan veyahut yazılı olup kendi ölçüleriyle değerlendiril­mesine imkân bulunmayan iktisadi kıymetlerden bina ve arazi vergi değeri ile, diğerleri varsa borsa rayici, yoksa mukayyed değerleri, o da yoksa emsal bedelleriyle değerlenir.

 

TTK'nun ve VUK'nun farklı değerleme ölçülerini esas kabul et­meleri Ticari ve Mali Bilanço kavramlarını doğurmuştur.