Çalınan Malların Değerlemesi
Çalma veya dolandırma suretiyle
işletmeden çalınan malların kıymeti düşan mallar olarak değerlenmesini veya
meydana gelen zararın vergi matrahından düşülmesini vergi idaresi kabul
etmemektedir. Danıştay 4. Dairesinin de 1959 ve 1979 yıllarında aldığı
kararlarda çalınan mal bedelinin gider olarak kabul edilemiyeceği
belirtilmiştir.
Maliye Bakanlığının çıkarılan
çeşitli muktezalarında çalınan malların değerinin zarar olarak kaydının mümkün
olmadığı bildirilmiştir. Ancak Danıştay 4. Dairesinin bu konu ile ilgili 1959
yılındaki bir kararında çalındığı tesbit edilen mal bedelinin matrahtan
indirilmesi gerektiği, hırsızlık olayının failinin bulunmamış olmasını bunu
engellemeyeceği lfade edilmiştir.
Bu nedenle de, hırsızlık ve
dolandırıcılık sonucunda uğranılan zararı hırsızlık zabıtlarına dayanılarak
doğrudan doğruya gider kaydetmeden önce her olayı ayrı ayrı değerlendirmek
gerekir. Diğer bir ifade ile, olayın, failinin bilinip bilinmemesine, olayın mahkeme
kararı ile sabitleşip sabitleşmediğine göre değerlendirilerek çözüme ulaştırılması
icap eder.
Şöyle ki, faili bilinen mahkeme
kararı ile sabitleşen çalınmış malIarın alacak ve şüpheli alacak hesapları ile
gidere kaydedilmesi uygun olur.
Failinin bulunmadığı, fakat
hırsızlık olayının bir karakol zaptı ile kesinleşmesi durumunda GVK'nun 40.
maddesi çerçevesinde gidere yazılabileceği düşünülebilirse de vergi idaresi
uygulamaları gözönünde bulundurularak Maliye Bakanlığı'ndan yapılması gereken işlemle
ilgili mukteza istenmelidir.